ilginç bir zamana dilimi içinde yaşıyorum.her şey bana yabancı ve bir o kadar tanıdık,sıradan...içimde bir boşluk var sanki çok değer verdiğim çok sevdiğim bir şeyimi kaybetmişim gibi.
küçük bir kız çoçuğuyum elinde mavi şapkalı bebeği olan.
bilmediği sokaklarda koşuşturan
güneş ışığında yüzü aydınlanan,mutlu olan...
sonra koşuşturmaktan yorulan
sokak lambasının altındaki kaldırımda bebeğiyle oturan
yağmura ve yorgunluğa kalan
tanımadığı karanlık gölgelerce mavi şapkalı bebeği çalınan
ağlamaktan başka bir şey yapamayan
öylece kala kalan...
yardım isteyeceği kimseyi bulamayan
ıslanmış,yıpranmış
gözyaşları yağmurlara bulaşmış
aynen böyle hissediyorum.bulamıyorum kaybolan mavi şapkalı bebeğimi.belki bir yerde düşürmüşümdür, belki unutmuşumdur belki de hissettiğim gibi çalmışlardır onu benden...
zaman benim için öyle garip işliyor ki birbirimize uymuyoruz. o yorgun üzgün,ağır başlı ben; ben ben bilmiyorum,nasılım bilemiyorum çözemiyorum.ama uymuyoruz işte olaylar olup bitiyor üzerinden aylar geçmiş eskimiş gibi ama takvime baktığımda günler geçmiş sadece.ben hızlı akıyorum o damlıyor kum saatine.ben kum saatini kırıp kum tanelerini yere saçıyorum o hala tek tek ilerliyor.herana onlarca yaşanmış sığdırmamı ister gibi.aynı zamanda ayrı ayrı duygular yaşamam için çabalıyor.inat ediyorum hızlı geçmesi için.kendi zamanımı ddurdurup onun ağır adımlarına uymaya -yani uyumaya-çalışıyorum.tam onun adımlarına ayak uydurmaya başlıyorum ki bu sefer o yorulup duruyor.sanki benimle dalgasını geçiyor.ben mi yoruldum bu hayattan yoksa o mu yoruldu bilmiyorum.ya da zamanın tutmasıyla hayat mı beni yordu anlayamıyorum
zaman prangaları ayakalarımda hayat hapishanesinde yaşıyor ruhum.ne zaman özgürlüğne kavuşur cezası ne zaman biter bilmiyorum...
28 Aralık 2009 Pazartesi
24 Aralık 2009 Perşembe
SON

küllüğümde son nefesi çekilmeden söndürülmüş onlarca sigara izmariti.biri sönmeden diğeri yakılmış.fonda yağmurlu,soğuk bir kış akşamı.kulağımda ayrılık şarkıları içimde hüzün dalgaları.aynada bana yansıyan aksim yorgun yaşlanmış.saçımda beyazlar yüzümde çizgiler,gözlerim buğulanmış artık eskisi gibi bakmıyor hayata.daha yorgun daha bir umutsuz.kapısı çalınmayan bir evde bir kanepe köşesindeyim.kitaplığımda hevesle alınmış ama yıllardır okunmamış benim gibi yorgun düşmüş yıllanmış kitaplarım.ışıklar kapanmış ,geceyi sokak lambaları aydınlatır olmuş.umutlarım hayallerim hep ölü doğmuş.savaşmaktan yorulmuşum.önceden ben hızlı akarken yavaş geçen zaman şimdi seneleri doldurmuş.yanlızlığımda bedenimin ölümünü bekler olmuşum.çünkü ruhum bedenimden önce ölmüş.kapasam gözlerimi düşünmesen hiç bir şeyi bulur mu ölüm beni?.bitse bu dünyada hayatım yeni bir hayatım olur mu gideceğim yerde.mutlu sevgi dolu bir yer bulur mu beni yoksa dünyada yaşadığım cehennem mi bulur beni ne yapsam boş biliyorum dolmamışsa zamanım kalkmaz bu dünyadan ruhunu kaybetmiş bedenim.
23 Aralık 2009 Çarşamba
YİNE İSYANDA RUHUM

yine isyan bayraklarını çekti ruhumm.hiç bir şey ,hiç kimse umrumda değil.ne söyleneni duyuyorum ne yaptıklarımı biliyorum.kalbim ne aşkı arıyor ne hayatı.hiçlikteyim.boşlukta asılı kaldım sanki.ne ayaklarım yere basıyor ne başım tavana değiyor.herkeze her şeye nefretim var .nefret ateşinde bedenim yanıyor,isyan rüzgarlarında alevleniyor.kimse durduramıyor beni.ben bile...biliyorum bu ara kendimle çok uğraşıyorum.bezen seviyorum bazen sövüyorum.ortasını bulup yaşayamıyorum.hiç bir şey mutlu etmiyor beni.yalancı gülümsemelerde kayboluyor yüzüm.şen görünen kahkahalarda çınlıyor sesim.ama boş,anlık.hiç bir şeyin imgesi yok zihnimde.oluşturamıyorum bir bütünlük.hayatım ve ben puzzle gibi darma dağınığız.toparlayamıyorum.resmi biliyorum ama parçaları yerine oturtamıyorum.bir kaç parça oturuyor bu seferde gerekli diğer parçalar kayboluyor.geçen gece gibi sahile çıkıp avazım çıktığı kadar bağırıp sövesim lanetler yağdırasım var hayata.sonra kumlara oturup ağlayasım.insanlarla iç içeyken koşar adım uzaklaşasım YETER ARTIK diye bağırasım var.kendimleyken dizlerimi karnıma çekip ağlayasım.annemin karnındaki gibi durup başıma geleceklerden habersiz olsaydım.o kadar masum olsaydı hayat bana.doğmak için ne acelem varsa.hadi doğdum erkenden.hadi doğdum erkenden bari hep çocuk kalsaydım.dünya bana oyun alanı,hayatımdakiler oyuncaklarım olsaydı.iyi kötü nedir bilmeseydim.dedim ya açtık bi kere isyan bayraklarını inmez artık.sanırım bulmacadaki zor sorularla boğuşuyorum bu ara.onları çözdüğümde basit olanlar kendinden ortaya çıkacak.kötü olan bu bulmacada bana yol gösterecek hiç bir ipucunun olmaması.boşluklar var ard arda sıralı.benim doldurmamı bekleyen.yanlış bir şey yazdığımda tüm bulmacayı alt üst eden.karmaşık ve bir o kadar boş bir bulmacayım bu aralar....
22 Aralık 2009 Salı
BİLMEM,BİLEMEM
nerdesin kiminlesin
bilmem
belki yağmurdasın belki karda
zorda mısın bilemem
canınn mı sıkkın,yaşlar mı akıyor gözlerinden kimin için?
bilmem,bilmek istemem...
özler misin beni aklına gelir miyim
anarmısın eski günleri içinde tarifsiz bir mutluluk olur mu
yoksa hüzünlenir misin
bilmem,bilemem
seni özlediğim kadar özler misin beni
yaşananlar kadar yaşanmayanlara da ağlar mısın benim gibi
girer miyim rüyalarına
tutar mısın rüyalarında ellerimi
sevdiğini söyler misin benim gibi
kabuslarında görürsen beni
korkar mısın benim gibi
endişelenir misin ne oldu diye
rüyalarına girmedim diye üzülür müsün
neden göremiyorum onu dermısın
ya da rüyalarını gerçek sanıp uyandığında
üzülür müsün benim gibi
güneş doğarken sesimi duymadığın için
ağlar mısın ,
lanet okurmusun zamana
ilaç olmadığı için sana
unutturmadığı için hayata söver misin benim gibi
BİLMEM ,BİLEMEM ....
bilmem
belki yağmurdasın belki karda
zorda mısın bilemem
canınn mı sıkkın,yaşlar mı akıyor gözlerinden kimin için?
bilmem,bilmek istemem...
özler misin beni aklına gelir miyim
anarmısın eski günleri içinde tarifsiz bir mutluluk olur mu
yoksa hüzünlenir misin
bilmem,bilemem
seni özlediğim kadar özler misin beni
yaşananlar kadar yaşanmayanlara da ağlar mısın benim gibi
girer miyim rüyalarına
tutar mısın rüyalarında ellerimi
sevdiğini söyler misin benim gibi
kabuslarında görürsen beni
korkar mısın benim gibi
endişelenir misin ne oldu diye
rüyalarına girmedim diye üzülür müsün
neden göremiyorum onu dermısın
ya da rüyalarını gerçek sanıp uyandığında
üzülür müsün benim gibi
güneş doğarken sesimi duymadığın için
ağlar mısın ,
lanet okurmusun zamana
ilaç olmadığı için sana
unutturmadığı için hayata söver misin benim gibi
BİLMEM ,BİLEMEM ....
21 Aralık 2009 Pazartesi
KÖTÜ KADER

avare avare dolaşan kendini şovalye sanandı kader.hep tek başına gezerdi.yanında olanları ya alt ederdi ya da kölesi ederdi.acımazdı kimseye,kızgındı öfkeliydi hep.mutluluk iyilik barınmazdı onda.kocaman gövdesinde barınmazdı güzel kırıntılar.iyi olanlara aptal derdi.neden iyilik yapıldığını bilmezdi.anlamak istemezdi de aslında.neden iyilik yapsın ki ihtiyacı mı vardı sanki.kendi ormanının kralıydı.hem bu güne kadar kim ona iyilik yapmıştı ki o başkalarına iyilik yapsın.her şey karşılıklı değilmiydi.kendini bildi bileli böyle değilmiydi.bu hayatta tek tanıdığı vardı o da zaman.hiç durmadan koşan,durdurulamayan,bitmeyen tükenmeyen.ondan da nefret ediyordu,kıskanıyordu aslında.ondan daha küçük çelimsiz olan zaman akıp geçiyordu su misali ama o hep ağır ilerliyordu.bir şeylerin yaşanması gerekiyordu kendi olabilmesi için.en çok da bunu sevmiyordu.tek başına olmasına rağmen muhtaçtı,acizdi.bu yüzden hep kötüydü belki...
BENİM OLSUN
bu gece benim olsun
oturayım yatağımın köşesine
yaslayayım sırtımı soğuk duvara
üşüsün içim,donsun bedenim
ne ışıkları açayım ne müziği
birazcık kendimi dinleyeyim
ayrıydık ne zamandır
özledik birbirimizi
dertleşmeyi özledik
olanlara hep o ağladı
gözyaşları içime aktı
şimdi onun anlattıklarına
ben ağlayayım
yanaklarımdan insin gözyaşlarım
yüzümdeki çizgilerde gezinsin
gözlerimin acısını dindirmek için
kapatayım gözlerimi dünyaya
yalanlarını ,söylediklerini duymayayım
yeni bir düzen kurayım saniyeler arasında
yıkılmasın gözlerimi açtığımda
benim olsun,benimle sürsün
ömrümün yettiği sürece
oturayım yatağımın köşesine
yaslayayım sırtımı soğuk duvara
üşüsün içim,donsun bedenim
ne ışıkları açayım ne müziği
birazcık kendimi dinleyeyim
ayrıydık ne zamandır
özledik birbirimizi
dertleşmeyi özledik
olanlara hep o ağladı
gözyaşları içime aktı
şimdi onun anlattıklarına
ben ağlayayım
yanaklarımdan insin gözyaşlarım
yüzümdeki çizgilerde gezinsin
gözlerimin acısını dindirmek için
kapatayım gözlerimi dünyaya
yalanlarını ,söylediklerini duymayayım
yeni bir düzen kurayım saniyeler arasında
yıkılmasın gözlerimi açtığımda
benim olsun,benimle sürsün
ömrümün yettiği sürece
MASAL BİTTİ

bu kez doğruları söyleyeceğim.ne kendimi ne çevremi ne de seni kandıracağım.ne senden nefret ediyorum ne de seni delicesine seviyorum.ortalarda bir yerde dolanıyorum.hayatımda olmanı istedim.tıpkı vitrinde gördüğü oyuncağa sahip olmak isteyen bir çocuk gibi.heyecanla ,umutla,mutlulukla istedim.seninle yaralarımı saracaktım.sen de ve ben de olanları bitirecek yeni bir masala başlayacaktım.olmadı.sen kendi masalından vazgeçmek istemedin.bu yüzden bana ve arkadaşlarına yalan söyledin.istemiyorum sıkıldım bu masaldan dedin.alıştığın ezberlediğin bir masal olduğu için dinliyorum dedin.evet kolayı seçtin.yeni bir masalı dinlemeye onu sevmeye cesaret edemedin.belki bir an çok küçük bir bölümünü dinledin.eskisine alıştığın için hoşuna gitmedi belki de başka şeylerden.başlamadan masalı bitirdin.kızmıyorum sana bu da senin hayatın.anlamadığım tek şey alışkanlığının olmasını istemiyorsun ama kurtulmak için de çaba harcamıyorsun.bırakmışsın hayatı,sen onu yaşayacağına o seni yaşıyor.seni sen değil başkaları yönetiyor.çok karıştın,karıştım bu ara.bir yumak ip misali ikimizinde bir başı bir sonu var.karıştık düğümlendik koparıp atmaya çalıştık olmadı kenara attık.bir gün biri gelip bizi düzeltene kadar o kenarda kaldık.belki seni çözecek insanı bulmuşsundur.ben hala bulamadım.köşede beni gören düzeltmek isteyen çok oldu ama biliyorum ki onlar eline aldığında daha çok karışacağım ve sıkılıp onlarda beni kenara bırakacak.o yüzden istemiyorum,düzeltmeye çalışmasınlar beni.kalayım öyle sessizce bir kenarda.belki bir gün biri çıkar ve inatla beni düzeltmeye çalışır,belkide düzeltir.bilemiyorum.aslında ben de karışmadan önce seni düzeltmek istiyordum.azimliydim çözecektim düğümlerini,bulacaktın kendini.sonra bırakacaktım seni kendi haline,kendi doğrularının üzerine hiç karışmadan ilerleyecektin sonuna kadar...neyse olmadı.hayalden ibaret oldu hepsi.kapanıp odama kurduğum ütopyalar korku tarzı değildi,sadece güzeldi.eksik yanlarım vardı ama onlar hayallerim değildi.sevgi beklemekle gelmez onu aramaksa kimin derdi.artık tam bu noktadayım.beklemekle gelmeyeceğimi biliyorum ama aramıyorum.sadece hayatımı yaşıyorum.arayış,isyan ,nefret,mutluluk... umrumda değil.yaşıyorum kendim için kendimi mutlu etmek için.kendim için kendimi yeniden yaratıyorum.biliyorum hergün bana yeni bir ben ekleniyor ve beni güçlü kılıyor.
20 Aralık 2009 Pazar
İKİ FARKLI ŞİİR
aradığımı sende sandım
kapattığım gözlerimi seninle araladım.
cennetimden çıkan masalları anlattın
sen beni cehennemindeki rüyalara yatırdın
güzel düşlerimden uyandırıp
kabusların içine attın
herkeze olan duvarlarımı sana yıktım
sende güçlenip bir daha yıkılmam sandım
zor olanı yaptım varolmayan seni yarattım
sana güzellikler,mutluluklar kattım
sende olmayanı sende oldururum sandım
ama sen beni nefret çukurlarına bıraktın.
(ne çok yanılmışım)
yok artık sana kanmak,sana yıkılmak
senin için gözyaşlarında boğulmak
bende olanı hisset hadi durma
ben gibi sende nefreti tat şu yaşında ...
.......................
tak maskeni çık dünyaya
çek kılıcını hadi öldür geleceğini şu anda
yaşatma bırak ölsün
her an senin öldüğün gibi
yaşama geçmişinde
taşıma geçmişini zamana
durma hadi ruhunu sat sende benim gibi şeytana
kaybeden sen olmazsın inan bana
senden alınanı geri getirmez melekler sana
gerçeği söylüyorum
inanma sakın onlara
sarhoş ol her anında
lanet oku tüm insanlığa
sonra yak bir sigara
göm acılarını toprağa
kaldır kılıcını sapla acılarını gömdüğün toprağa
dön git arkanda bıraktıklarına
olmamışlar gibi dön hayatına
zor değildi bunlar herzamanki sendin
ne fazlasıydın ne eksiğiydin
bunlardın,bunları yaşardın
kendini kendinde varederdin
işte bu sendin
bunlara alışkanlıklarım derdin ve hep giderdin ...
kapattığım gözlerimi seninle araladım.
cennetimden çıkan masalları anlattın
sen beni cehennemindeki rüyalara yatırdın
güzel düşlerimden uyandırıp
kabusların içine attın
herkeze olan duvarlarımı sana yıktım
sende güçlenip bir daha yıkılmam sandım
zor olanı yaptım varolmayan seni yarattım
sana güzellikler,mutluluklar kattım
sende olmayanı sende oldururum sandım
ama sen beni nefret çukurlarına bıraktın.
(ne çok yanılmışım)
yok artık sana kanmak,sana yıkılmak
senin için gözyaşlarında boğulmak
bende olanı hisset hadi durma
ben gibi sende nefreti tat şu yaşında ...
.......................
tak maskeni çık dünyaya
çek kılıcını hadi öldür geleceğini şu anda
yaşatma bırak ölsün
her an senin öldüğün gibi
yaşama geçmişinde
taşıma geçmişini zamana
durma hadi ruhunu sat sende benim gibi şeytana
kaybeden sen olmazsın inan bana
senden alınanı geri getirmez melekler sana
gerçeği söylüyorum
inanma sakın onlara
sarhoş ol her anında
lanet oku tüm insanlığa
sonra yak bir sigara
göm acılarını toprağa
kaldır kılıcını sapla acılarını gömdüğün toprağa
dön git arkanda bıraktıklarına
olmamışlar gibi dön hayatına
zor değildi bunlar herzamanki sendin
ne fazlasıydın ne eksiğiydin
bunlardın,bunları yaşardın
kendini kendinde varederdin
işte bu sendin
bunlara alışkanlıklarım derdin ve hep giderdin ...
16 Aralık 2009 Çarşamba
SEVGİLİYLE BULUŞMA...
bugün bana en yakışan kıyafetlerimi giydim.saçımı senin sevdiğin gibi yaptım.makyajımı da yaptım.seninle birlikteyken kullandığım parfümümüde sıktım.işte hazırım seninle buluşmaya.bana soranlara bu şıklığım nedenini herzamanki halim deyip geçiştirdim.kimse bilmemeli seninle olduğumu.evet buluşma yerimize geldim.sahildeyim.gelirken çok heyecanlandım,uzun süredir yapmamıştım bunu.banklardan birine oturdum,yüzümü denize döndüm.denizi izliyorum,bir de sigara yakıyorum.tamam az içicem sigarayı,biliyorum sigara sağlığa zaralı.kulaklığımdan aşk nameleri yükseliyor yine.çalmasın böyle şarkılar kötü oluyorum.vakit tamam,hava kararmak üzere işte başlıyor seninle buluşmam.olduğum yerden kalkıp kumların üzerinde yürüyorum arkama bakmıyorum bile ,zaten etrafta sakin kimsecikler yok.geldim işte beni beklediğin yere,denizin dibindeyim.uzattım elimi tutman için bekliyorum.hissediyorum ellerini elimde.hava soğuk ama içim ısınıyor.bırakma sakın elimi.hadi yürüyelim biraz.ne ! yok aşkım ıslanmazsın dalgalar çok büyük değil ki , çok güzeller.kumlara mı otursak?evet ıslak biraz.olsun hadi oturalım .sesizsin bugün konuşmuyorsun?noldu nereye gidiyorsun?sana diyorum hey duymuyormusun beni .cevap ver.nerdesin?aslında hiç gelmedin ki.sert rüzgar vurdu yine gerçeği yüzüme.heh başladı yine içimdeki ses konuşmaya.hiç olmadı ,gelmedi,ayrılalı çok uzun zaman oldu,hiç görmedin onu,tutmadın ellerini...midem acıyor,istem dışı ayaklarım karnıma doğru çekiliyor,içimden birşeyler kopuyor.sus! yeter artık dinlemiyorum seni.kapa çeneni! ihtiyacım yok sana.kalkıyorum ayağa,takıyorum kulaklığımı kulağıma,son ses dinliyorum.tesadüf bizim şarkımız çalıyor."...ölüme beş kala bu şarkıyı yazdım sana sakın dinlersen ağlama ruhum artık yanında..."eşlik ediyorum şarkıya,avazım çıktığı kadar bağrıyorum dalgalarda bana eşlik ediyor.sesimi duyarsın belki gelirsin geri.şarkı bitti,ben bittim.gelmedin ne yazık ki. dizlerim titriyor oturuyorum bir banka.öylece duruyorum.uzakta olan şimdi arkamdan geçen teyzeler içmiş galiba diye düşünüyor,gençler ne derdi var acaba diye kendi aralarında konuşuyor.yok bir derdim.sevgilimle buluştum sadece,hepsi bu.biri aralarında cesaret edip sormaya kalkıyor,farkediyorum durumu kaçıyorum bacaklarımda kalan son dermanla.geldim yine mekanıma,sığınağıma,yatağıma.yine birşeyler karalıyorum.bu sefer sana yazıyorum.hayret tüm olanlara rağmen daha ağlamadım.gözlerim doluyor,içim burkuluyor ama biliyorum tutuyorum kendimi.defterimi kapattığımda ağlamaya başlayacağım.etrafta kimse de yok iyi.içimden geldiğince ağlayabilirim.teselli etmek için zırvalayacak,sırtımı sıvazlamaya çalışacak kimse yok.ağlamaktan yorgun düşeceğim onu da biliyorum.sonra yatağımda sızacağım.rimellerim yastığıma bulaşacak ,rujum yastığımı boyayacak.hepsinin izi kalacak tıpkı senin izinin bende kaldığı gibi.uyanacağım bir kaç saat sonra.hiç bir şey olmamış gibi başlayacağım yine hayatıma.3-4 saat önce tüm olanları ben yaşamamışım gibi,hiç olmamış gibi...yine karanlık tünelin sonundaki ışığa ulaşmaya çalışacağım.mutlu olmak için uğraşacağım.espriler yapacağım,bilgili konuşmalar yapacağım,şen kahkahalar atacağım.yine ben ben olacağım.seni bana soranlara pardon kimi sormuştunuz hatırlayamadım diye cevaplar vereceğim.bende bitmeyen seni anlatmayacağım onlara.boşver tüm dünya güçlü bilsin beni.unuttum sansın herkez.seni unutana kadar bırak bende öyle sanayım...
14 Aralık 2009 Pazartesi
SEN VE BEN

Vazgeçtiğim andı seni yaşamak.böyle başlamıştı böyle başlmalıydım.seni yaşamak istediğimde vazgeçmeliydim senden.seni senden ve benden ayrı yaşamalıydım.senin benim olmayan bir biz olmalıydı tüm dünyadan gizli.kimse bilmemeliydi bende olmayan seni.ne sahile vuran dalgalara anlatmalıydım ne saçlarımı savuran sert ve soğuk rüzgara.sır olmalıydın sırların bile bilmediği.anlığımda olmamalıydı bedenin,ruhumda kalmamalıydı izin.varolmayan bir yaşamda varolmalıydın.kimselerin olmadığı ölü ruhların cansız bedenlerin olduğu yerde olmalıydık biz.hiç bir şey hissetmemeliydik.ne sevinç ne acı...dokunmamalıydı hiç bir şey ruhuma.ne gecemde anmalıydım seni ne gündüzümde.sadece bir an olmalıydı seni anabileceğim.karanlık ile aydınlığın karşılaştığı saniyelerden de kısa o an .o kadar kısa olmalı seni düşünme sürem ve hemen unutmalıyım seni.hiç olmamış gibi.
yasak aşk değildi benimki.hiç olmayan bir şeydi.yoktun çünkü varolmamıştık.ne sende ne bende varolmayan yaşanmayan bir şeydik.tıpkı ölü doğmuş bir bebek gibi.dünyaya gözlerini açamadan yuman şansız belkide şanslı bir bebek gibiydik.aynı cümle içinde kullanılmamalıydık,biz olmamalıydık.yalnız sen ve ben olmalıydık.ne fazlası olmalıydık ne eksik.yarım kalan söylenmemiş,hissedilmiş ama yaşanmamış şeyler olmamalıydık.hiç bir şey olmamalıydık.boşluk olmalıydık.sen ve beni biz yapacak hiç bir şey olmamalıydı.yalnızdık bu hayatta ,yalnızlığa mahkümduk ikimizde kalabalığın içinde.umudumuz olmamalıydı hiç bir şeye.rüyalarımız hayallerimiz olmamalıydı birlikte.sonbahardaki bir ağacın yaprakları olmalıydık sadece.ayrı dallarda bulunan miyadını doldurduğunda dalından kopan ve toprağa düşen,saramış ölmüş birer yaprak.birbirine benzeyenaynı sonu paylaşan ancak aynı olmayan birer yaprak...
12 Aralık 2009 Cumartesi
ŞEHR-İ HÜZÜN

deli ruhum şehr-i hüznün karanlık arka sokaklarında...
ne aradığını ne umduğunu bilmedendolanıyor umarsızca.biliyorum bir şey bulamayacak.adı üstünde burası şehr-i hüzün.bu şehrin her sokağında acı,ayrılk yağmurunda gözyaşı rüzgarında umur var.düştünmu birkez buraya çıkışın yok artık.elinde ucuz şarabın ismi bilinmeyen karanlık acı dolu sokaklarda gözyaşı yağmurlarında ıslanırsın.şarabın biter yığılırsın bir çöp kutusunun yanına.sızarsın belki belki de kara bir kediye -onun derdi kendine yermiyormuş gibi-kendi acılarını ,adını dahi koyamadığın ızdıraplarını anlatırsın.sızarsın gece 4 gibi.uyandığında güneş açıp yeni bir günün doğması gerek ya,burda öyle olmaz.güneş hiç doğmaz hep karanlık soğuk ve yağmurludur.en iyi yapabileceğin şey güçsüz aciz bedenini o sokak arasından kaldırıp başka bir sokağa gitmek.belki iki sokak öteye belki de daha uzaklara...rüzgar eser umut rüzgarı .gittiğin sokakta iyi şeyler olacağını umarsın,ama yanılırsın.olmayacağını bile bile kanarsın sert esen rüzgara bir gün bir gün mutlu olacağını umarsın ,istersin deli gibi ,ama olmadığını gördüğünde düşer kolların iki yana ,omuzların çöker herzamanki gibi...
uzun zamandır ismini anmadığın belkiide varlığına inanmadığın Tanrı yı anarsın yardım istersin çaresizliğine ya bedeninden ruhunu kurtarmasını istersin ya da bu şehirden seni kurtarmasını .beklersin umarsın ,çaresizce çare olmayan zamana direnirsin.dualarının kabul olmadığını anladığında hatırlarsın artık neden dua etmediğini.güçsüz ,ızdırap dolu ruhunu bedeninle kaldırırsınolduğu yerden.bir şarap daha açarsın yürürsün şehr-i hüznün caddelerinde.bedenler görürsün ruhu olmayan,kendinden bi haber yaşayan. aklına ilk gelen sokağa dalarsın ve kaybolursun acının nefretin doruklarında ...
4 Aralık 2009 Cuma

kendimi arıyorum..
ne geçmişimde bulabiliyorum beni
ne geleceğimde
hüzün perdesi çöküyor içime
bulamayınca beni
yalnızlığımda kayboluyorum
özlüyorum,ağlıyorum ben için
...
nerde kayboldum ben?
bir sokak arasında mı kaldı ruhum
yoksa denizlerde mi boğuldum
hangi ANdı beni kaybeden
beni benden alan,ruhumu çalan
...
bulabilir miyim artık kendimi
benden alınanı ,çalınanı geri getirir mi hayat
verir mi bana beni
mutlu eder mi beni
yoksa unut mu der herzamanki gibi
...
geride bırakmak

geride bırakmak geçmişi,geçmişindekileri...bu ara onu yapıyrum işte.yürüdüğüm karanlık kumsalda bıraktığım ayak izlerine bakmıyorum.arkamı döndüğümde biliyorum orda olacaklar şiddetli bir rüzgar esip onları bozana dek.kaç adım attım kaç insan kaç yaşanmış bıraktım geride inan bilmiyorum.kimi iz çok belirgindi kimi ise çok sade,ama vardı işte benimdi onlar.artık istemiyorum benim olsunlar.dalgalar vursun kumsala bozsun ayak izlerimi,karanlık sularına çeksin geçmişimi.ne ben hatırlayayım geçmişimi ne geçmişimdekiler beni.hiç olmamış gibi yokmuşum,yokmuşlar gibi.boşluk kalsın bir tek,nedenini bilmediğim bir boşluk.ne tam karanlık olsun ne tam aydınlık.dilimin ucuna gelen ama bir türlü hatırlayamadığım şarkı olsun herşey.güneş vursun bedenime ısınsın ruhum.yeniden başlasın benim için hayat.hatırlayamadığım şarkıya inat ben bir şarkı yapayım.hüzünlü olmasın hatırlayamadığım şarkı gibi,ağlatmasın beni burkmasın içimi,neşeli olsun hayat dolu olsun beni yaşatsın,geleceğimi,yeni beni anlatsın şarkım.huzur versin bana bir de ufak gülümseme ...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)