28 Aralık 2009 Pazartesi

KAYBOLAN MAVİ ŞAPKALI BEBEĞİM

ilginç bir zamana dilimi içinde yaşıyorum.her şey bana yabancı ve bir o kadar tanıdık,sıradan...içimde bir boşluk var sanki çok değer verdiğim çok sevdiğim bir şeyimi kaybetmişim gibi.
küçük bir kız çoçuğuyum elinde mavi şapkalı bebeği olan.
bilmediği sokaklarda koşuşturan
güneş ışığında yüzü aydınlanan,mutlu olan...
sonra koşuşturmaktan yorulan
sokak lambasının altındaki kaldırımda bebeğiyle oturan
yağmura ve yorgunluğa kalan
tanımadığı karanlık gölgelerce mavi şapkalı bebeği çalınan
ağlamaktan başka bir şey yapamayan
öylece kala kalan...
yardım isteyeceği kimseyi bulamayan
ıslanmış,yıpranmış
gözyaşları yağmurlara bulaşmış

aynen böyle hissediyorum.bulamıyorum kaybolan mavi şapkalı bebeğimi.belki bir yerde düşürmüşümdür, belki unutmuşumdur belki de hissettiğim gibi çalmışlardır onu benden...
zaman benim için öyle garip işliyor ki birbirimize uymuyoruz. o yorgun üzgün,ağır başlı ben; ben ben bilmiyorum,nasılım bilemiyorum çözemiyorum.ama uymuyoruz işte olaylar olup bitiyor üzerinden aylar geçmiş eskimiş gibi ama takvime baktığımda günler geçmiş sadece.ben hızlı akıyorum o damlıyor kum saatine.ben kum saatini kırıp kum tanelerini yere saçıyorum o hala tek tek ilerliyor.herana onlarca yaşanmış sığdırmamı ister gibi.aynı zamanda ayrı ayrı duygular yaşamam için çabalıyor.inat ediyorum hızlı geçmesi için.kendi zamanımı ddurdurup onun ağır adımlarına uymaya -yani uyumaya-çalışıyorum.tam onun adımlarına ayak uydurmaya başlıyorum ki bu sefer o yorulup duruyor.sanki benimle dalgasını geçiyor.ben mi yoruldum bu hayattan yoksa o mu yoruldu bilmiyorum.ya da zamanın tutmasıyla hayat mı beni yordu anlayamıyorum



zaman prangaları ayakalarımda hayat hapishanesinde yaşıyor ruhum.ne zaman özgürlüğne kavuşur cezası ne zaman biter bilmiyorum...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder