Saat gece yarısını geçtiğinde yatağıma yattığımda bir masal başlamıştı benim için.daha önce dinlediğim, ancak yarım kalan,kaldığı yerde hüzün olan bir masaldı.masalın devamını dinlemeye başlamışım.çok güzel ve özeldi.nedeni masal mıydı yoksa anlatan mıydı bilemiyorum.o kadar güzeldi ki masal gerçekti sanki.gözlerimi kapatıp masalda ben yeraldım.kısacık zamanda ne çok şey olmuştu.inanilamayacak gibiydi.bir büyücü vardı masalda.bu anı geçmişle örten.kahramanın her istediği oluyordu bir anda.çok mutluydu kendinin güçlü,yenilmez olduğunu düşünüyordu kahraman.insanları kurtarıyordu,canavarları yeniyordu,periler ülkesine yolculuklar yapıyordu bizimki.aslında yanılıyordu hepsi bir düşten ibaretti.kötü kalpli büyücü düşlerinin gerçek olduğuna inandırmıştı onu... kahraman hiç bir şey yapmadığını kendini yattığı yatakta bulunca anlar ve masal kötü biter...
kötü kalpli büyücü benimde hayatımda var .olmasını istediğim şeyleri olmuş olarak gösterdi beni mutlu etti ve birden değneğini kaldırıp bana gerçeği gösterdi.en acısı buymuş..hayallerine ulaştığını düşünüp göklere çıkmak ve gökyüzünden yere çakılmak.mutluluğun ardından mutsuzluk yaşamak,gördüğün güzel rüyalardan sonra gerçeğe uyanmak...
üşüyor ellerim ayaklarım ,kalbim ruhum buz gibi.histerik ağlama nöbetlerinde gözlerim.sen benden seni alınca titremekte bedenim.çöktüm olduğum yere düşünemiyorum bile.bir sigara yakayım diyorum ama yakamıyorum ellerimin titremesinden.düşüyor sigaram yere ,gözlerim yaşlarla dolu göremiyorum sigaranın düştüğü yeri.nefes alamıyorum sanki.nefes alıyorum ama veremiyorum ciğerlerim yanıyor acıdan .biraz sonra daha iyi oluyorum kendimi yatağıma taşıyorum .cenin pozisyonunda kalıyorum.ancak bu pozisyonda hayatta daha az yer kapladığımı düşünüyorum.insanlarda olduğum kadar küçük olmak istiyorum.toz zerresi kadar ufalmak ,ordan oraya savrulmak istiyorum.hiçlikte varolmak istiyorum...hayatımda ilk defa birinin bana yalan söylediğini söylemesini arzuluyorum.bazı nedenlerden sana yalan söyledim demesini istiyorum.bendekini geri istiyorum.bende yokettiğini(kendini)tekrar yaşatmak istiyorum.benden gidenin yasını tutmak istemiyorum.hasta yorgundu bendeki,bir dokundu iyileştirdi bendeki kendini ama sonra kendini kendi elleriyle katletti...
26 Şubat 2010 Cuma
15 Şubat 2010 Pazartesi
!!!
Saflığın cesedini gömdük geceler önce
karanlığa teslim ettik aydınlığıda
yalnız karanlığı bıraktık ardımızda
40 tas su ile yıkansak bile arınmaz bu ruhum bu bedende
artık kötüyüm bende sizinle...
iyilik ,güzellik,mutluluk gelmez penceremin önüne
yalnızım bende sizinle birlikte.
hapsettim kendimi korkular şehrine
benden saklanmış küçücük bir umut var içimde
bu hayatta ne işime yarayacağını bilmediğim halde
yinede tutuyorum onu içimde
belki bir gün bir yerde
döndürür beni eski halime...
karanlığa teslim ettik aydınlığıda
yalnız karanlığı bıraktık ardımızda
40 tas su ile yıkansak bile arınmaz bu ruhum bu bedende
artık kötüyüm bende sizinle...
iyilik ,güzellik,mutluluk gelmez penceremin önüne
yalnızım bende sizinle birlikte.
hapsettim kendimi korkular şehrine
benden saklanmış küçücük bir umut var içimde
bu hayatta ne işime yarayacağını bilmediğim halde
yinede tutuyorum onu içimde
belki bir gün bir yerde
döndürür beni eski halime...
8 Şubat 2010 Pazartesi
LABİRENTTEKİ CEVAPSIZ SORULAR...

hayatımız bizi engelleyen duvarlarla çevrili.kapana sıkışmış bir fare gibiyiz.çıkışın neresi olduğunu bilmeden,ama çıkmaya uğraşan.bazen tesadüf eseri çıkışa ulaşan.bazen o labirentte kaybolan.girdiği yanlış yollarda dolanan,arayıştan usanan.belki bir umutla çabalamaktan vazgeçmeyen.
bizde böyleyiz aslında.bir labirentte yaşıyoruz ve hep çıkışı arıyoruz.bazen yanlış yollara sapıyor yolumuzu kaybediyoruz.bazen çıkmaz sokaklarda kendimizi kaybediyoruz.bir süre sonra kendimizi soru yağmurlarında boğuyoruz.ben kimim?ne işim var burada?neydim ne oldum ?... bazı sorularının cevapları buluyoruz.bazı sorulara kendimizin bile inanmadığı cevaplar uyduruyoruz,ama hayatımızda bir kaç soru var ki onları cevaplayamıyoruz.ne gerçekler tatmin ediyor bizi ne yalanlar.bu sorularda yoruluyoruz,tükeniyoruz.içinde olduğumuz labirentte kendimizi kormak için çıkarttığımız pençelerimizi düşmanlarımızı korkutmak sırf güçlü görünmek için gösterdiğimiz dişlerimiz bu sorularda geri çekiliyor.ne kavgacı ruhumuz işe yarıyor ne duygusal yanımız ne mantığımız...sorduğumuz sorular vücut bulup karşımıza dikildiğinde bizim vücudumuz yok oluyor.ben diye bir şey kalmıyor ortada .ben e bir sen katıp biz yapmak oluyor derdimiz.neden niçin bilmeden istiyoruz.belki içinde bulunduğumuz labirentte yolumuzu bulmak için belki de yalnızlığı sevmediğimiz için ... aslında bunların hiç biri değil.vücut bulmuş sorularn cevabını hiç biri karşılamıyor.doldurmuyor söylediğimiz cümleler sorunun cevabını.biz insanlar bu soruyu yanıtsız bırakmak yerine adına aşk demişiz.tarif etmeye içini doldurmaya çalıştıkça elimize yüzümüze bulaştırmışız.anlamı olmayan aslında büyük bir anlamı olan ,ama tarif edilemeyen bir cevapla yetinmişiz .bencede iyi etmişiz,çünkü herkes farklı ve herkes başka bir anlam taşı içinde .
ete kemiğe bürünmüş tarifsiz bir soru ile karşılaştığımızda ve bu soruda kafanız karıştığında boşuna klişe cevaplar arayıp açıklama yapmaya çalışmayın;cevap aşktır ve keyfini çıkartmaya sorunun cevabını doya doya yaşayıp kendi anlamınızı yaratmaya bakın ...
3 Şubat 2010 Çarşamba
kolaysa anla hadi duy dilimdeki şarkıları
hadi anla içimdeki yalnızlığı...
hadi anla içimdeki yalnızlığı...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)