30 Nisan 2010 Cuma

Gitmeye cesaretim var ama döndüğümde yine sen olursun bende diye tüm korkularım.yine sana dönmek acıtır canımı ,yine seni bende görmek koyar bana.halbuki gitmeye değil kalmaya gelmiştim sana.kapıdan uğramaya değil seninle olmaya gelmiştim.gelmiştim de sen bunu fark edebilmiş miydin o kadarını bilemiyorum.misafir gibi davrandın .ilgili alakalı ama bir o kadarda yapmacık… doğallığına yapmacıklık katabildin ya ben anlayamadım seni o anda .seni tanıyamadım .halbuki böyle değildin ben seni böyle bilmedim .geleceğinde olamayacağımı biliyorum ama yine de umutsuz çabalar içine giriyorum bunu fark ettiğimde yani şu anda gidiyorum,arkama bile bakmadan .bakmıyorum çünkü korkuyorum baktığımda yine sana ulaşmaktan ...gözlerim kör kulaklarım sağır gidiyorum.kendime bir iyilikte bulunuyorum.sana olan bağımlılığımdan kurtulmaya çalışıyorum .ama yine de sanırım seni seviyorum .
(bir deliden nağmeler )

21 Nisan 2010 Çarşamba

TREN


tren istatsyonuna giriyorum dağılmış ,yorgun,gözlerim yaşlı

gidiyorum bilet almaya.görevli soruyor nereye diye.ilk tren

nereyeyse oraya .kesiyor biletimi görevli saatini söylüyor bi .bu

da bitti bekliyorum artık burdan gidişimi .
bir anons' bilinmezler şehrine giden saat 3:30 tren perondan

hareket etmek üzere ...'işte trenim kalkmak üzere elimde biletim

yürüyorum ağır adımlarla.gitmek istemiyorum sanki.ama

gitmeliyim.burda kalmanın bir anlamı yok beni bağlayan bir şey

yok.geldim trenimin yanına yaşlanmış eskimiş yolcularının

dertleri ona sinmiş.oturuyorum yerime cam kenarına.cam buğulu

kirli tıpkı benim hayatım gibi...dışarısı gölgelerle

çevrili.korkmuyorum ki ben de gölgeyim başkaları için.silik siyah

varolan ama aslında olmayan yansımayım .duymaz görmez

konuşmaz.son düdükte çaldı ,işte gidiyorum bu diyardan beni

hayal kırıklığına uğratanlardan gidiyorum.size kırgınlığım yok

acılarım var ama onlarda benimle geliyorlar .bavulumun en üst

tarafında ,özenle katlanmış her zaman ki gibi şık ve temizler .can

acılarım şıktır benim .ufak kalitesiz acılar yakışmaz bana

.büyüğüm ya güçlüyüm ya(!) acılarım da büyük olacak illa.ne

zaman varır trenim bilmiyorum ama merakta ediyorum.görevliye

soruyorum.sen istediğinde diyor .donup

kalıyorum.düşünüyorum.varmak istiyor muyum ki bilinmezlere

.zaten hayatım bilinmezlerle dolu değil mi ki .kayboluşlarım

bilinmezlerden değil miydi.varış olmayacak bu trende gidemem

ben bilinmezler şehrine.kayboluşlarım başlıyor yolculuk

bitmiyor.ne kaçmak için gitmek istediğim şehre varabiliyorum ne

trenden inebiliyorum.

14 Nisan 2010 Çarşamba

GÜZEL BİR FİLM


bir filmin ön fragmanını izler gibiyim.şuan için o fragman o kadar güzel ki devamını mutlaka izlemeliyim diye düşünüyorum.düşünmenin de ötesine geçtim ısrarla ve tutkuyla bu filmi izlemek izliyorum.bu güne kadar o kadar yanlış filmler izleyip o kadar vakit kaybettim ki o kadar yanlış filmlerle canımı sıktım ki...hesabını yapmayacağım burda bu filmin iyi olduğunu düşünüyorum ama bu filmde kötü sonla bitebilir bunun farkındayım .bunu göze alarak izlemeye başlıyorum i zor oldu bu filmi bulmam .bulamam derken hiç beklenmedik bir yerde beklenmedik bir zamandaki inanın kendimi görecek halimin olmadığı zamanda karşıma çıktı ve ben o kadar mutlu oldum ki gerçekten bana çok iyi geldi.söyle düşünelim bir film izliyorsunu ve farkediyorsunuz ki ya bu film beni anlatıyor .şu karakter aynı ben .buydu şu severek izlemeyi düşündüğüm filmdeki olay.karakterlerden biri tıpkı ben diğeri ise benim hayalimdeki kahraman...hayattan ve zamandan bir şey beklemiyorum sadece bana adil davranmasını istiyorum.her yağmurdan sonra gökkuşağı açar bende artık gökkuşağını görmek renklerin doygun rengini fark etmek istiyorum.ilk defa bir şeyi bu kadar çok istiyorum.tüm sözleri kulak arkası edip yine bildiğimi okuyorum .yanıcaksa yine benim canım yanacak ama mutlu olunucaksa en mutlusu da ben olacağım onu biliyorum.

iyi ki seni tanımışım .iyi ki hayatımda bir şekilde de olsa sana bir açmışım hoşgeldin hayatıma .iyi ki varsıın benim yanımda sıfatın olmasa da ...

YANLIŞLAR..


yanlışlar yaparız çoğu zaman kiminin farkına yanlışı yapmadan önce varırız kiminin ise yanlışın bedelini öderken ...
ama yanlış yapmaktan korkmam ben çünkü pişman olmak keşke demek beni anlatmaz.bende hiç keşkeler yoktur.kötü olandan sonra üzülmek gözyaşlarını içine akıtmak vardır ama pişmanlık yoktur.belkide bu yüzden böyleyim .sorunlarım büyük dertlere dönüşmez.kötü bir şey varsa ortada ondan çıkarılacak derste vardır diye düşünürüm.kötü olanın gelecekte iyi bir şey yapmama neden olacağını düşünürüm.gamsız vurdumduymaz değilim aksine çok düşünceliyimdir.kendimi insanları çok düşünürüm elimden geldiğince de iyi şeyler yapmaya gülümsemeye çalışırım.onların mutluluğu beni de mutlu eder çünkü.hatalarımın payı kendimedir.başkasına yüklemek yanlıştır.eğer hatada adı geçenler varsa ortaktır hata.hepimiz içindir.ama kötü değilimdir.kötülük düşünmek birilerinin canını acıtmak bana imkansız gibi geliyor.bazen düşünmüyor değilim kötü biri olsam nasıl olurdum acaba diye.sanırım gerçekten kötü biri olurdum.belkide kötü biri olmaktan kendimi uzaklaştırmak için böyleyim.biliyorum ki kötü biri olursam hem kendi canımı hem başkalarının canını acıtacağım.o yüzden kötü şeylerin hesabını kendime değil zamana bırakırım.zamanın benden daha adaletli ya da acımasız olacağını bilirim.yazılası anlatılası o kadar çok şey var ki anlatamıyorum .kendime yaptığım yanlışlar beni o kadar acıttı ki artık sorgulamıyorum kendimi.eğer bir aynanın karşısına geçsem ve kendimle yüzleşsem kendime bile itiraf edemeyeceğim şeylerin yüzüme yansıdığını görürüm .görmek istemediğim için hep gülüyorum aynalara.aksime yansıyan yanlışlarımı görmeyeyim ,üzmeyeyim kendimi daha fazla.bana acı veren elleri görmeyeyim...her zaman yaptığım gibi mutluluk maskem suratımda gülücükler saçıyorum hayata ....

11 Nisan 2010 Pazar

KAPI ARALIĞINDA BEKLEYİŞ


Anlatmak istediğim ama anlamlarını sözcüklere yansıtamadığım zamanlarımda bir kapı
aralığından bakıyorum hayata.kapının dışında kalmakta kapıdan içeri adım atmak arasında bir adımlık mesafede yaşıyorum bendekileri.bir adımla koca okyanusları aşabilir,çıkılması imkansız dağlara çıkabilir,yağmurdan sonra görünen gökkuşağının sonuna varabilirim.kötü olan adımı atamamak sadece.adımı atacak cesaretimin olmaması,olan cesaretimin önüne setler çekmiş barikatlar inşaa etmiş olmam.yıkılır mı bu setler barikatlar,engel midir karşımda duran bedenler.üç harfli bir sözcüğe bakar belki de her şey .dudaklarının arasından çıkacak olan bir sözcüktür olan engelleri yıkma nedenim.o sözcük olacak beni sana bağlayacak ,mutluluğuma sebep olacak,kabuslarımdan beni uyandıracak, senli benli bir rüya görmemi sağlayacak....

8 Nisan 2010 Perşembe

GÜNEŞ


Sen varsın şuan anımda,benim yanıbaşımda.uçurumun kenarında oturduğum zamanda omuzuma dokundun hiç beklemediğim bir anda.hüznümü uçurumlardan yuvarladın.maskemin altındaki mutsuz yüzümde tebessümler oluşmasına neden oldun.güneş girmeyen karanlık odamda yalnızlığımla başbaşayken aklıma girdin.karanlığa o kadar alışmışki gözlerim hiç beklemediğim bir anda odama sızan güneşle gözlerim kamaştı,yandı,hatta hiç farketmeden yaşlar yanaklarıma aktı...ama mutsuzluktan değildi ki.uzun süredir hissetmediğim bir duygu ile karşılaşmanın heyecanı ve mutluluğundandı benimki.korku da var bir yerlerde.güneşin nerden nasıl odamı doldurduğunu merak ediyorum,güneşin yönünü merak ediyorum.ilk defa perdeyi aralayıp gökyüzüne baktım sırf güneşin hatırına.korkularım mutluluklarım karışıyor birbirine.içimde ilginç tarifsiz bir şeyler oluşuyor.şaşkınlığımda var aslında.neyi nasıl yapacağımı bilememennin şaşkınlığı.korkularım ve şaşkınlığım beni karamsarlık denizine sürüklüyor.perdeyi kapatıp karanlığıma dönmek mi yoksa hayata dönmek mi karar veremiyorum.hayata döndüğüme zamanın çaresizliğinde kendimide aramam gerekiyor.bulunmamış beni bulmaya yardım eder mi ki güneş bana ?

3 Nisan 2010 Cumartesi

ÜÇ BİLİNMEYENLİ DENKLEM


Sınavda çözemediğim tek soruydu şu üç bilinmeyenli denklem.ne başı belli ne sonu.bskıp durduğuö takıldığım soruydu bu.başladığım ama yapamadığım sürekli yanlış cevaplara ulaştığım.bazen kalem bile kıpırdatamadığım.kalemimden önce silgimin bittiği,silip yeniden yapmaktan sayfanın eskidiği.sınıfta kalmama neden olan denklemdik biz.üç bilinmeyenimiz vardı.bakıldığında çözülmesi imkansız.uğraştıkça daha çok karıştığım,iki bilinmeyene indiremediğim denklemim.bazen sonuca yaklaştığımı düşündüğüm,umutla inatla denediğim ama hep aynı sonuçsuzluğa vardığım.hep aynı sonuca çıkıyordu.dönüp duruyorum x'ler y'ler z'ler etrafında.eşitleyemedim x ile y 'yi.tek bir cevap bulamadım bu denklemde.başka bir bilinmeyen oldu hep aramızda.iki bilinmeyenimiz olsa belki çözerdik bizi belki ikimizde bulrduk istediğimiz şeyi.ama olmadı ne sen yokedebildin aramızdaki bilinmeyeni ne ben..diğer bilinmeyen karıştırdı hep bizi.belkide ütopyaydı benımki.çözerim sandığım çözümsüzdü belki...

2 Nisan 2010 Cuma

(...)


kayboluşlarım mı beni bu hale getirdi yoksa kabolmama sebep

olanlar mı bilemiyorum.yaptıklarıma nedenler arayamıyorum

konuşamıyor ,derdimi anlatamıyorum.sadece susup sesiz

çığlıklar atıyorum.duymuyor kimse beni anlamıyor kimse

bendekini(...)anlatmaktan bende vazgeçtim sanki

anlamsızlaşıyor her konuştuğumda sanki.mantıksızlığına

rağmen içimde kalansın.olanlara rağmen canımı yine en çok

acıtansın.sensizlik bir de sessizlik koyuyor artık bana.ikiniz

alıyorsunuz beni benden .sesizlik bana seni hatırlatıyor

.susuşlarının ağırlığını anlatıyor seni anlatıyor bana .o

yüzdendir o yüzden hep kalabalıklar içindeyim.kalabalıklar

içinde senden ve bendeki senden kaçıyorum.bazen

başarıyorum ama çoğunlukla çuvallıyorum.çuvalladığım

anlarda gözlerim dolu dolu oluyor dudağımı ısırıyor kendimi

tutuyorum.birileri beni fark etmesin kendimi kimsenin

olmadığı bir yere atıyorum.bazen öyle bir geliyorsun ki bana

bağırmak saymak sövmek sana lanetler yağdırmak sonrada

bendeki seni anlatmak istiyorum.yapamam bunu istesemde

izin vermez kimse senin için bu kadar küçülmeme .başta ben

izin vermem kendime acizliğimi belli etmeye ...

1 Nisan 2010 Perşembe

ÇARESİZLİK




ÇARESİZLİK
kelımelr kıfayetsız kalır derız ya ıste o durum tamda bunu anlatır çaresizlık ...varmıdır sızınde benım gıbı anınız elınız kolunuz kesıktır eksıktır uzuvlarınız sesınız cıkmaz yukseleceğı yerde ,mımıklerını donar hanı kaskatı kesılırsnız yorgunluktan mı bır sey yapamamktan mı bılınmez gözyasları bırıkır gozunuzde .ama ağlayamazsınız haketmıyor o dersınız ne gerek var dersınız ama bır sarkı sızı talan eder gözyaslarınızı olduğu yerden söker atar yanaklarınızdan asağıya.ıste caresızlıktır onun akısına engel olamama.ne kadar gucluyu oynasanda yenılmektır caresızlık .hayat akıp gıderken bazı seylerı donduramamadır ya da engel olamamadır hayatın akısına .yaralanır kalbının yarısı, ama anlatamamadır baskasına ıcınde yasamaktırbüyük yangınları .acılarını kendı basına ıyılestırmeye calısmaktır.tum acılarına rağmen maskenı takıp mutluyu oynamaktır.bır gun senın mutluluğunu bozacağım dıyenlere ınat mutlu gorunmektır arkadasında yatan huzun denızlerınde karaya oturmus benlere rağmen .sesız çığlıklarda sesının cıkmadığını anlamaktır ya da karabasanlarla uğrasırken rüyalarında nefes alamamaktır .anlatılamayacak belkide umut etmekten sonraki en kötü şeydir hayatta belki de yıkılış anıdır insanın.belki sarsılırsın belki yıkılırsın bu senin çaresizliğinin sınırlarına bağlıdır .ben nerdsindemiyim diye soruyorsunuz inanın ben bu olayları geçtim.olanlar sözler aştı beni .çaresizliği aştı .çaresizliğin bir üst seviyesi varsa eğet işte tam ben orda o uçurum kıyısında oturuyor olurum.sesizliğimde ve kendime anlattığım dertlerimde ....
haykırsam söylesem anlatsam anlazki .beni ben anlayamıyorken başka biri nasıl anlasın ki ?