21 Nisan 2010 Çarşamba

TREN


tren istatsyonuna giriyorum dağılmış ,yorgun,gözlerim yaşlı

gidiyorum bilet almaya.görevli soruyor nereye diye.ilk tren

nereyeyse oraya .kesiyor biletimi görevli saatini söylüyor bi .bu

da bitti bekliyorum artık burdan gidişimi .
bir anons' bilinmezler şehrine giden saat 3:30 tren perondan

hareket etmek üzere ...'işte trenim kalkmak üzere elimde biletim

yürüyorum ağır adımlarla.gitmek istemiyorum sanki.ama

gitmeliyim.burda kalmanın bir anlamı yok beni bağlayan bir şey

yok.geldim trenimin yanına yaşlanmış eskimiş yolcularının

dertleri ona sinmiş.oturuyorum yerime cam kenarına.cam buğulu

kirli tıpkı benim hayatım gibi...dışarısı gölgelerle

çevrili.korkmuyorum ki ben de gölgeyim başkaları için.silik siyah

varolan ama aslında olmayan yansımayım .duymaz görmez

konuşmaz.son düdükte çaldı ,işte gidiyorum bu diyardan beni

hayal kırıklığına uğratanlardan gidiyorum.size kırgınlığım yok

acılarım var ama onlarda benimle geliyorlar .bavulumun en üst

tarafında ,özenle katlanmış her zaman ki gibi şık ve temizler .can

acılarım şıktır benim .ufak kalitesiz acılar yakışmaz bana

.büyüğüm ya güçlüyüm ya(!) acılarım da büyük olacak illa.ne

zaman varır trenim bilmiyorum ama merakta ediyorum.görevliye

soruyorum.sen istediğinde diyor .donup

kalıyorum.düşünüyorum.varmak istiyor muyum ki bilinmezlere

.zaten hayatım bilinmezlerle dolu değil mi ki .kayboluşlarım

bilinmezlerden değil miydi.varış olmayacak bu trende gidemem

ben bilinmezler şehrine.kayboluşlarım başlıyor yolculuk

bitmiyor.ne kaçmak için gitmek istediğim şehre varabiliyorum ne

trenden inebiliyorum.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder