20 Kasım 2010 Cumartesi

Hayat gerçekten oyun sahnesi.Aynı oyun farklı kişilerle ama ona biçilen rollerle oynanmaya devam ediyor.Olaylar durumlar hep aynı,değişen tek şey karaktere bürünmüş kişinin yorumu.Yorum oyunu farklı kılıyor ancak ana tema hep aynı.Kralı oynuyorsan ona kattığın şey kendinde bulunan öfke ya da sevgi türünden şeyler.Bunlar oyunun sonunu farklı kılmıyor.Oyun oynanıyor perde kapanıyor,tekrar ağır kırmızı perdeler açılıyor alkışlar kopuyor ve yeniden kapanıyor.Oyunun zamanı tamamlandığı için kulise gidip karakterin kıyafetlerini makyajını vs çıkartıp kendin oluyorsun.Kendin oluyorsun ama sahnedeki karakterin yaşadıklarını benimsiyorsun,onun üzüntüsünü sevincini artık hangi duygu selini yaşıyorsa kendinin sanıyorsun.Acılarını üzüntülerini kendin yaşamış ama üzerinden uzun günler aylar yıllar geçti sanıyorsun.Canın çok acımıyor belki ama zamansızlıkta kayboluyorsun.Yaşadıkların dün gibi aklında ama bir o kadar da uzakta.karmaşaya ,çözümsüzlüğe düşüyorsun.Geçiyor bir zaman sonra,geçerken yaşadıklarını yaşanmamış farzediyorsun.O anlarda yaşadıklarının seni yansıtmadığını düşünüyorsun.Sonra sana yeni bir rol teklif ediliyor onu oynuyorsun ya da rolünü gerçekmiş gibi oynadığın için aynı rolü tekrar oynamanı istiyorlar.İstemeyerek ama oynarsan da bu sefer farklı oynayacağını umarak kabul ediyorsun ya da etmiyorsun.
Hayatın bize verdiği oyunu tek perdelik oynamak en iyisi; çünkü gerçek tiyatro oyununda rolünün acısı iki üç saat sürerken ,hayat tiyatrosunda oynanan oyunun acısı yıllarca sürüyor....

9 Kasım 2010 Salı

kayboluşlarımın ardından bir de yanlışlarım gelmese,takılmasa peşime .ben doğruyu ararken yanlışlar doğru görünmese gözüme.ufacık umut kırıntıları girmese penceremden içeri aydınlatmasa odamı.çıkmazlara sürüklenmese zihnim.ulaşılmazlara uzanmaya çalışmasa elim...susuşlarımın cezası bu kadar ağır olmasa bedenime

8 Kasım 2010 Pazartesi


Yine tıkanıp kaldım susmalarım başladı hayata.cevapsız sorularım,cevaplayamadığım sorular ...hayatımın bir döneminde istem dışı olarak yaşadığım kendime yabancılaşma sendromunu yaşıyorum.hayatın en saçma dönemi bu sanırım .herşey karmakarışık.sohbetler tatsız yaşadıkların tuzsuz anlamsız.boşuna yaşıyorum dedittirecek kadar çaresiz ve aciz bir konumdayım.beni anlatan duygularımı ifade eden ne bir yazı yazabiliyorum ne de bir resim yapabiliyorum ne de konuşabiliyorum.avaz avaz susuyorum sadece .elimden dilimden gelen bir şey yok.bir şeyler arıyor gibiyim. neyi kimi ??? değişim dönemi geliyor benim için hep bu susuşların ardına gelen bomba etkisi .kendi içimde fırtına öncesi sessizliği yaşıyorum .düşüncelerim ne kadar değişebilir ki ne kadar daha farklılaşabilirim ki .herşeyi kabul eden olabilir diyen bir yapım var .hayat bana süpriz yapamıyor ,şaşıramıyorum artık hayata ...

çok sıkıcı anlatacaklarım varken susmak ,kelimelere anlam yükleyememek .mutluluk oyunum bile artık işe yaramıyor.yüzüme taktığım maskelerim eskidi artık gerçek yüzümü gösteriyor taktığım maskeler :(

1 Kasım 2010 Pazartesi


Bir süredir hayatın anlamı ya da anlamsızlığı üzerine kafa patlatıyorum.beynim kazan gibi oldu ,sonucu merak ediyorsunuz dimi yok bir şey ayı inine girmiş manda yavrusu gibiyim.ne aradığımı da bilmiyorum aslında hayatın tam ordasında bir anda bir şey oluyor ve herşey yavaşlıyor ve ben detaylıca incelemeye başlıyorum.insanların konuşmalarını mimiklerini,bir şeyi alıp bir yere koyuşlarını... sadece insanları da incelemiyorum hayvanları havayı suyu öylece dikiliyorum tepelerine bakıyorum.bir an herşey anlamsız geliyor.sanki daha önce hiç görmediğim bir şeyi merak ve heyecan içinde izlerken buluyorum kendimi.kafayı yediğimi düşünüyorsunuz belki ama böyle hissediyorum.etrafıma dünyaya şaşırdığım yetmiyor gibi aynı şeyleri kendime baktığımda da görüyorum .hiç bilmediğim kişilik özelliklerim konuşma stillerim kendimi ifade edişim.bu ara herşey benim için yeni beynime format atılmış gibiyim.ana kayıtlar duruyor gereksizler silinmiş gibi.yeni veriler aktarılıyor hafızama.öğrendiğim şeyleri unuttum sanıyorum sonra bir veri taraması yapıyorum ahanda orda duruyor .insan-makine gibiyim .makineler gibi ruhsuzum da ayrıca bu ayrı bir sorunsal buna sonra değinmeyi planlıyorum.


bu aralar salsa ile haşır neşirim ,iyi geliyor doğrusu .aklıma bir fikir geldi ama nasıl nerden başlamalı bilemediğim zihni sinir projelerden hayatımı(beni)anlatan top 10 şarkı listesi .bu listeye nerden başlanmalı bilinmez taaa çocukluğuma inip şimdi okullu olduk sınıfları doldurduk ...gibi şarkılardan başlamak sacma olur .ergenliğe giriş aşamasından başlasak o dönem çok ilginç bir dönem ordan hiç başlanmamalı aralara damar şarkılar sıkışabilir mi bilemiyorum doğrusu :)eee geriye ne kaldı kaç yaşındayım ki elimde topu topu 5 yıl kaldı :( artık bu yıllarıma damgasını vurmuş şarkılardan bir albüm yapacağım .
bak size süper hediye önerisi şarkıları iyi dinleyip sevgilinize süper hediye hazırlaya bilirsiniz onu anlatan şarkılardan bir cd ayrıca ona söylemek istediğiniz sözleri şarkı içinden montajlayıp ayrıca bir şarkı yapabilirsiniz bence süper hediye olur .