16 Kasım 2012 Cuma

Hayat insanlar bizi neden kandırma peşindeler ki bir türlü anlamıyorum bu durumu.Neden uyumadan önce bize masallar anlatırlar ki neden okullardaki hikaye kitaplarında hep kız ile erkek kavuşur ve mutlu son olur ki ya da filmlerde neden hep mutluluk olur? Neden bizi hep mutlu son olacağına dair bir kara çukura atarlar ki ??? Gerçekten merak ediyorum belki deliyim belki fazla akıllı daha doğrusu aklımın sınırlarında yaşıyorum bilemiyorum.Ne zaman bir kitap okusam etkisine girerim ve o dönem mutlaka biri hayatıma girer sonra ben aşık olurum sonra beklenenin aksine mutsuz son olur...Gerçi bu bir kez başıma geldi ikinci kez yine aynı kişiyle aynı şeyleri yaşayıp mutsuz sona ulaştık.Olaylar sanırım alaca karanlık serisi ile başladı.Herkes o kitabı mutlaka bilir en kötü filmi hakkında bilgisi vardır.Olay şu ki ben o kitaba başladığımda ve bitirdiğimde birine aşık oldum.İkinci kitaptaki gibi hiç olmamış gibi hayatımda kendini ona ait olan şeyleri alıp gitti bana sadece anıları ve hayallerimi bıraktı.O kadar kötü bir durumdu ki ilk aşk acımdı ne yapmam gerektiği hakkında en ufacık bir bilgim bile yoktu.Uykularımda o vardı bende ölü hayatımda rüyalarıma sığınıyordum sadece onu görebilmek için.Nasıl bir hayattı yaşanmadan bilinmez diyebiliyorum sadece.Sonra bir araya geldik sandım ama olmamıştı ben yine rüyalarımda yaşıyordum.Sonrasında ise kopmuştum.Hayatta tutunacak bir dal arayışına girdim çok hırpaladım kendimi.Bilerek belkide bunu yaptım.Onu arıyordum sürekli bıkmadan ona benzeyen onun huylarına sahip o olabilecek onun boşluğunu bana unutturabilecek tek bir allahın kulunu arıyordum hayatta.Her tuttuğum dalı kırdım o değildi bu da o değildi.Değildi kimse o olamıyordu sanırım bu yüzden dört yıl boyunca onu unutamadım.Arayışım artık haykırmıyordu kendi başına arıyordu.Feryatlarına ya kulağım çok alışmıştı da duymuyordum yada artık tükenmişti haykırışları çığlıkları sessiz kalmıştı.Sonunda biri olmuştu ona benziyordu sanırım bilemiyorum bir anda kabul etti onu ruhum tutundu o an...Belki hayatın can yakışları son dal bu dediği içindir belki de tutunmaktan vazgeçtiğim içindir.O tutunduğum dal resmen gözüme girmişti canım acımamıştı aksine iyi gelmişti tabi bir dönem ham madde belli odun sonuçta ya yakar kor eder seni de kendi ile birlikte ya da kafana kafana vurup hayattan bezdirir.Benimki tüm umutlarımı sevgi kırıntılarımı da kendi gibi kalıplaştırmıştı.Sonra yeni bir kitapla hayatıma o ilk aşk acım ilk tutkum geri girdi ilahi bir şey saydık da o da kitabın sonuna uydurdu kendini gitti belki de gitmesine izin verdim bilemiyorum ama yine ben mutlu sonralara söverek hayatıma devam ediyorum.Mesela hala o alaca karanlık serisi filmini izlerken sövüyorum hem de deli gibi...Neden herşey bu kadar güzel olamıyor ki hayatımda diye.Bu kadar sevilip daha belasını mı istiyor yoksa o da benim gibi yanlışlarını kovalamacada yakalamayı mı seviyor bilemiyorum.Her neyse artık filmlere ,romanlara, masallara özellikle de mutlu sonla biten aşk hikayelerine karşı antipatim oluştu ciddi anlamda.Benim başıma gelemiyorsa eğer ne anlamı var ki benim için? Hiç beni sinirlendirmekten başka işe yaramıyorlar. Şimdi sizde kalkıp doğru insan daha çıkmamıştır hayatında masalını anlatmayın ne olur cidden sıkıldım insan bir kez aşık olur bir kez çok sevebilir.Ben bunları yaşadım geriye hiç bir şey kalmıyor hoşlanma saygı ve mantıktan başka.Peki ben bunları ne yapayım??? Aşık olduğun adamla olmuyorsa niye hayatımda aşk denilen illet var ki ne bokuma yaradı yani acı çekmek için mi şükür ki aptal aşık değilim de artık arada aklıma geliyor.Öldüm bittim dönemi yaşamıyorum kendimi uykularıma hapis etmiyorum.Yani ben sevmedim bu aşk olayını hem dört yıl sevdim bana yeter düşsel avuntum gayet hayatımı doldurdu artık isteyene bu duygularımı verebilirim hatta üzerine para bile veririm o derece yani.Artık bana kalan şirket anlaşması gibi olacak bir ilişki saygı mantık olursa ne iyi olur azıcık sevgi hepsi bu...

9 Kasım 2012 Cuma

Hani nasılsın tatlım neler oldu dersin ya her gün bugün daha iyiyim hayatım güzel gidiyor.Sana şuan yazmamalıydım biliyorum gecelerde buluşacaktık karar almıştık ama dayanamadım herkes benim adıma sevinirken bir tek sen bilmiyorsun bir tek sen duymuyorsun insanların sevinç sözlerini.Bak ben bugün öğretmen oldum.Sesini duyup beni daha çok mutlu etmene o kadar ihtiyacım var ki sevgimden say bu isteğimi... Her şey tam her şey çok güzel sen eksiksin be mutluluğumun bir yanı eksik bir yanı vurgunda.Hissetmiyor boğuluyor hissini yaşıyor.Hani koca denizde suyun altında bir anda zorlanırsın ya nefes alamaz hissedersin ya hani hemen yukarı çıkıp içine derin derin nefes çekmek istersin ya ona benzer bir durumdayım.Denize aşık ama beni öldürdüğünü fark ediyorum.Aşk deniz gibidir keyif de alırsın bir hatayla ölürsün de.Belli ki buradayım bende ölüyormuşum nefes alamıyormuş hissini yaşıyorum şu sıralar.Halbuki en mutlu günlerimden birini yaşıyorum.Belki de hayat bana seni içimde azaltmam için bu işi karşıma çıkarttı belki de daha çok canım yansın diye bilemiyorum bilmek de istemiyorum.Unutamayacağımı biliyorum ama en azından sadece bir nebze olsun beni oyalayabileceği için mutlu oluyorum.Sen olsaydın bunlara da ihtiyacım olmazdı ki benim.İlk seni arardım seninle paylaşırdım mutluluğumu sende bana katlayarak geri yollardın sevincimi ben musmutlu öğretmen olurdum.Yeni ortam yeni arkadaşlar vs. Bunların içinde sen de olurdun.Ne iyi olurdu.Sevdiğim var diyip soruları geçiştirmek yerine uzun uzun seni anlatabilirdim onlara.İlk derse girdiğimde beni motive edebilirdin çıkışta bir heyecanla seni arayaıp o kırk beş dakikada neler yaptığımı ilk seninle paylaşabilirdim.Hayatımızın düzene girdiğini her şeyin daha iyi olacağına dair hayallerimizi birlikte kurardık ama yoksun ne hayal kurabiliriz ne sevgimizi mutluluğumuzu paylaşabiliriz.Ben düşsel avuntular içinde bir avuç mutluluk yaratmaya çalışırım sadece sen ise,senin ne yaptığını bilmiyorum olmadın ki tanımadım ki seni bilmiyorum ki neredesin nasılsın.Sorabileceğim bir nasılsın sorum bile yok sana karşı.Düşsel avuntularımla oluşturulmuş karakterine sorarım ancak o da benim içimden geçeni söyler bana hepsi bu... Neyse ilk aşkım evet artık öğretmenim ve hayatın kayığında savrula savrula ilerlemeye devam ediyorum sensiz..

8 Kasım 2012 Perşembe

BULMADIN EY RUHUM HEPSİ KABUSTU GEÇTİ

Gündüzler benim olsun geceler senin.Ben hayatıma devam ederken sen hayatımdan çıktın ya hani anlamımı yeniden kaybettim ya ben işte bu yüzden.Kaybetmemin acıları gece yatağımda olsun seninle olsun.Düşlerimde göreyim seni kaybettiğimi özlemeyeyim.Madem benim olamıyorsun ben de senin sensizlikte sen benim ol bende senin.Yıllardır olduğu gibi değişmemiş sayayım hayatımı ANı olarak kal hala benim için...Seni gördüğümü konuştuğumu unutayım söylediğin o muhteşem içimi ısıtan sözlerini unutayım belki de rüya sayayım.Telefonumu arayan numarayı tanımayayım.Yıllarca aklımdan silmek için uğraştığım numaranı da sileyim hafızamdan ki aramayayım seni ulaşamayayım dört yıl olduğu gibi.Sevgimden aşkımdan korktuğunu unutayım.Saf sevgimin seni acıtmasını unutayım.Bir başkası için anlattıklarını unutayım.Her şeyi unutayım.Yıllardır olduğu gibi anı olarak kal sadece geceleri yatağımda ol.Ben uyumadan önce yine önceden olduğu gibi içimi ısıt ruhum sana olan özlemini gidersin o huzurla gecelerce yaptığım gibi uykuya teslim edeyim bedenimi ama ruhum yine sende kalsın öyle ki ruhumun sana olan sevgisi uykularımdan baskın çıksın ve seni rüyalarıma taşısın.Her zaman olduğu gibi mutlu rüyalardan uyanayım.Ufak burukluklarımın ardından yüzümde sanki o gece birlikteymişizin mutluluğu olsun... Senin de benim gibi bana ulaşmaya çalıştığını ama ulaşamadığını düşüneyim dört yıl koca dört yıl yaptığım gibi ben senin meleğin kalayım sen benim prensim.Sevgimiz saf kalsın el değmemiş kirlenmemiş olsun.Kavuşamamamızın nedeni bir araya geldiğimizde masalımsı aşkımızın zekatı sayayım.O mutlu sonu bekleyeyim yıllardır yaptığım gibi.Sadece sen ol kalbimde her zamanki gibi kimse girmesin.Ruhum bir tek seni sevsin.Canım acımaz o zaman sen beni acıtmazsın bunu bilsin ruhum,beni acıttığın günleri unutsun sadece bana olan sevgini düşünsün.Kandırsın onu zihnim aklım olanları olmamış kabul edip onu en saf sevgim sevgilim saysın.Can acılarımı gerçeği yansıtmayan lafları söylemedi saysın.Hatta onu dört yıl sonra bulup kaybettiğimi unutsun belki o zaman ben hala saflığımı koruyabilirim.Ona olan sevgimi canlı canlı gömme isteğimden kurtulurum. Ben onu bulmadım o beni bulmadı ey ruhum olanlar yine senin onu düşleyerek yattığında gördüğün bir rüyadan ibaretti sadece bu seferki kabustu hani arada görüp tüm gün gamlı gezdiğin günler vardı ya onlardan biriydi onu sevip yine kaybetmedin o olmadı hepsi bir kabustu.Kötü seni üzmeye çalışan bir kabus yine o senin gecelerinde olacak senin prensin olacak hani hiç yüzyüze gelmediğin elini tutmadığın kokusunu bilmediğin kahramanın,değişmedi hiç bir şey dört yıldır her şey aynı...

7 Kasım 2012 Çarşamba

SEVEBİLMENİN MUTLULUĞU

Herkesin hayatında bir şeyler tam yolunda giderken bir şeyler kaybolur ya sanırım ben de o dönemdeyim.Hiç hoş değil inanın şuan hayatıma sövgüler yağdırıyorum başka yaptığım bir şey yok.Hani hayatın anlamını kaybetmişsinizdir sonra ilahi bir şekilde bulursunuz ve yine siz fark etmeden kendini kaybettirir ya aynı o dönem.Kaybetmişken keşke bulmasa mıydım acaba diye düşünmeden bir anım bile geçmiyor.Cidden o kadar can acıtıcı ki artık yok hayatın anlamı yok o yok diye kendinizi yıllarca alıştırıyorsunuz.Günler aylar değil yıllar ki ben yaklaşık 4 yıldır alıştırmıştım kendimi ve bir anda buldum.Mutluluk dediğim olay ortada yoktu.Hani biri cenneti gören kişi var mı diye sorsalar beni gösterirlerdi herhalde bu kadar büyük bir mutluluk yaşıyordum.Her şey bu kadar güzel olamazdı ihtimal yoktu.Tamam hayatta şanslı olduğuma inanırdım ama bu beni aşıyordu.Ben bu kadar mutlulukta olamazdım yani olmayacağını düşünürdüm.Hayatımın anlamı ya da şunu netliğe kavuşturalım aşkı evet hayatımın ilk aşkını bulmuşken bu sevinç herkes gibi bana da ilahi gelmişti her şeyin mükemmel ötesi olacağına inanmıştım.İşte ben ve saf hayal gücüm.Olmadı kimse bana saf olarak gelmedi ben ona en saf halimle gelmiştim halbuki.Saf sevgi katıksız ilavesiz.Ne aklımda ne ruhumda yabancı hiç bir şey yoktu ama olmadı.Benim o ilk ve en büyük aşkım ama ben onun değildim...Olmayı çok isterdim belki de ilk anlarda kendimi buna inandırdım hep iyi düşündüm hayallerimizi birlikte kurduk.Hayat işte ne yapacağı belli olmuyor.Ne diyorduk hayatın anlamı evet unutmak değil onu sadece saf sevgi ile anıyordum her yanda şimdi buldum aynı saflıkla sevgi ile anmakta sıkıntı çekmiyorum onu hala seviyorum hayatımın anlamını ama şimdi aramıza koyduğumuz şeffaf duvarın renk aldığını hissediyorum ki bu da benim canımı yakıyor incitiyor beni.Ya şeffaf olan duvarımız siyaha boyanırsa ya onu bir daha kaybedersem korkuyorum hayatımda birini kaybetmekten bu kadar korkmamıştım,beni değildi bunu biliyordum ama benim olmayan bir şeyi sahiplenip benden gitmesinden ölesiye korkuyordum.Belki de bu yüzden diyorum bulmasa mıydım hiç görmese miydim acaba diye.Sorum kalbimin devreye girmesi ile komik bir hal alıyor.Ne olursa olsun o benim hep iyikim olacak.Ben onun hayatında ne olursam olayım hep hayatımın anlamı ilk aşkım ve iyikim kalacak.Kendime bu olayı yaşadıktan sonra hatırlattığım tek bir gerçek var ben sevmenin hissini yaşıyorum belki de hayatım boyunca bu kadar net bir şekilde duygularımı hissedebiliyorum bu yüzden de ne olursa olsun can acılarıma rağmen hayata rağmen bunun için mutlu olabiliyorum sevebiliyor olmanın mutluluğunu yaşıyorum...