25 Temmuz 2014 Cuma

İç Bılıklanması, Ruh dümürcüklenmesi

Blogların yerini artık twitter tarzı anında düşünce paylaşma ortamları alsa da sanırım ben eskileri seven biriyim. Gerçi bu beni tanıyanlar tarafından onaylanmış durumda. Neden ne olursa olsun eskilerimden kendi oluşturduğum geleneklerimden, düzenimden kopamıyorum. Yeniliklere açık biriyim ancak bu eskileri devam ederek yığın şeklinde ilerliyor yani hayatta pek çok şeyle aynı anda uğraşıyorum. Bu yoğunluktan mutlu da oluyorum aslında sadistçe belki ama yoğunluğu seviyorum. Boşa geçen zamanlarda kendimi kötü hissediyorum. Mesela şu zamanlarda o kadar boktan ki KPSS illetinin puanları açıklandı kaç gündür karın ağrısı resmen. Ne oldu acaba puanlar düşecek mi, kadro ne kadar verecekler bizim branşa derken artık muhtelif yerlerde kocaman sivilcelerimle mutlu mesut yaşamayı öğrenir duruma geldim. İş desem o ayrı bir durum kendimi aptal gibi hissettiriyor bana. Onca kafa patlat, emek harca ancak ücret şaka gibi.Gerçek anlamda metin yazarlığı içinden nefret eder duruma geldim. Halbuki seviyordum işimi ancak son dönem değişimleri gerçek anlamda tam bir kabus oldu. Ciddi anlamda emeğimin karşılığının yüzde birini bile alamıyorum ki o yüzden yazamıyorum. Elbette ramazan, oruçta etkili bir yandan da atama telaşesi... Sanal ortamdaki branştaşlarımla birlikte sosyal medyada sesimizi duyurmaya çalışıyoruz, onlar bakanlarla görüşme ayarlayıp istihdam diye adeta ağlıyorlar. Ne garip önceden en kutsal meslek öğretmendi. Değer, kıymet bilinirdi, el üstünde tutulurdu şimdilerde biz ağlıyoruz nolur diye . Veli tehdit eder, öğrenci iplemez, yönetici hor görür, ücretli ayıbını dile bile getirmek istemiyorum. Öğretmen ihtiyacı var ancak kadro yok, kadro yok ancak hiç bir meslekte olmayan ücretli öğretmen statüsü var. Üç kuruşa kadrolu öğretmenlerden daha fazla emek var... Sus sen sus yoksa içini dökme sövmeye varacak cancan. Bir de iç daralması bunalması var ki sormayın gitsin. Geberiyorum adeta, nasıl desem hiç bir şey bunu geçirmiyor. Maneviyat çeşitli hobiler, çalışmak yok yani çaresi. Hayatta işe yaradığımı hissetmek adına incik boncuğa verdim kendimi. Komik halim bir yanım entelektüel kubidik diğer yanında incik boncuk dizen bir ev kızı modu. Ruhum ikiye ayrılmışken sanırım bu iç daralmaları da doğal. Aman ya şu başarı sıraları ve kadrolar açıklansa da önümüzü görsek. Bu belirsizlik ve gerilim hali Amerikan sinemasında yok yemin ederim. Arkadaş grubunda seri katil manyak tarafından öldürülen ve sona kalan kişi gibi hissettiriyor. Hani gidilmemesi gereken odanın kapısından bakan o ürkek bakışlı son sarışın var ya hah tam o moddayım resmen. Bitsin yani ölücem mi onu mu öldürücem ne olacaksa olsun da bilelim artık.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder