31 Ağustos 2014 Pazar
EĞİTİM
Hayatımda bir teslimiyet duygusu hissediyorum. Aslında teslimiyetten ziyade bir boyundurukluk durumu gibi sanki yani hayat beni bir şeylere zorluyor,kapana kıstırıyor da ben onu yapmak zorunda kalıyormuşum gibi bir durum. Hemen hepimiz aslında bu durumu yaşıyoruz sadece ben bu ara bunu daha bir hissediyorum. Mücadeleci olduğumu düşünürken bana verilmiş bir rolü oynamak ya da birilerinin isteklerini istemsizce gerçekleştirme gibi bir durum yaşamak ruhuma aykırı geliyor. Malum başına buyruk birine dikte ve zorlama ters teper ki bu konuda en iyiler listesinde olurum en azından ilk ona girerim sanırım.
Kavgamın hiç bitmediği hayat işte çoğu zaman tepeme binmek için uğraşsa da bir kaçış yolu bulabiliyorum ama bu son raddeye gelmek bile bunaltıyor beni. Boş avare yaşam. Bohemlik değil benimki bildiğin işsizlikten kaynaklı. Son zamanlarda vatana millete bir hayırlı vazifem olmadı diyebilirim ki sosyal insanlar için bu sıkıntı yaratıcı bir durumdur. Atanmış çiçeği burnunda bir öğretmen olsam en azından geleceği şekillendirdiğim için gerçek anlamda vicdanen rahat olurum. Elbette maddi yönü de var bu işin ancak çoğu hayatta işe yaradığını hissetme duygusu ile alakalı. Önceleri öğretmenlik bana göre değil derken sonraları öğretme aşkına düştüm diyebilirim. Çoğu zaman branşım yüzüne öğrenciler beni delirtmeyi başarsa da kafamdaki tüm saçlar sinirden havaya kalksa, gözlerimden alev tabancası gibi basınçlı kıvılcımlar çıksa da onca öğrenci arasından bir kaç tanesinin gerçekten felsefeye ilgi duyması ya da öğrencilerinin güzel yerlere yerleştiklerini duymak insanın içini ısıtıyor. O zaman bu mesleği neden yaptığınızı ve neden devam ettirmek istediğinizi daha iyi anlıyorsunuz. Kaç yıl öğretmenlik yaptın da bu tavırlar demeyin, ilk dersinizde de son dersinizde de aynı hissi yaşayabiliyor insan. Atayın beni ya artık, öğrencilerin beyinlerini bulandırıp hayatı sorgulattırıp kendi doğrularını aramalarını sağlamak istiyorum.
Öğretmenlik en kutsal meslek olarak fii tarihinde sayıldığı dönemler geride kaldı Buna bir de siyaset eklenince öğretmenlik siyasi bir kaosa oradan da geleceğin tamamen farklı olarak şekillenmesine neden oluyor. Hani hamura ne kadar su katarsan o kadar cıvıklaşır ele bulaşır ya işte bu kutsal mesleğe de ne kadar siyaset bulaşırsa o kadar cıvıklaşıyor. Bunun hal çaresi olması lazım gerçekten öğretmenlerin atandım diyerek yan gel osman olayına girmemeleri atama için yıllarca bekleyen, öğrencilerine kavuşmak isteyen öğretmenlerin de atamasının yapılması lazım. Bu ülkede gerekmiyorsa sırf yaptık ettik demek için öğretmenler yetiştirilmemeli ya da bu duruma siyaset alet edilmemeli. Kaliteli eğitimlerle öğretmenler yetiştirilmeli, öğrenciler gerçek bilim ve disiplinleri öğrenmeli, öğretilmeli. Siyasi oyunlara gelecek nesiller alet edilip eğitim zayiatı yaratılmamalı ve nesiller arasında uçurumlar yaratılmamalı.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)